Derdiyoklar Ali ismiyle nam salmış modern halk ozanı Ali Ekber Aydoğan’ın 14 Mayıs’ta aramızdan ayrılması üzerine, kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportajı planladığımızdan önce yayınlamaya karar verdik. Malatya’daki köyünden Almanya’daki gurbetçi düğünlerine uzanan hayat hikâyesini, üç kollu gitar ve disko folk müziğini konuştuğumuz, Müzeyyen Senar ve Neşet Ertaş gibi isimlerle anekdotlar ve şiirleriyle zenginleşen söyleşimize buyurunuz…

İngilizce çevirisi Zeynep Beler tarafından yapılmıştır.

Kapak görseli 80’lerin başında yayınlanmış Liebe Gabi şarkısının 2019 yılında çekilmiş klibinden alınmıştır.

Derdiyoklar Ali ile 20 Nisan’da bir görüntülü aramada buluşmuştuk.

Bu buluşmanın sebebi, Nazlı Sağdıç Pilcz ile Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün 60. yılı sebebiyle, gurbetçilerin hikâyesinin müzikte nasıl yankılandığına bakmak üzere hazırladığımız projemizdi. Görüşmenin ardından Nazlı heyecanla beni aradı, aynı duygular içindeydik: “Hayatımızın en ilginç saatlerinden biriydi.”

Derdiyoklar Ali 14 Mayıs’ta aramızdan ayrıldı. Oysa salgından sonra hayata geçmesi planlanan neler neler vardı: 50. sanat yılı için köyünde Kültür Bakanlığı ile kutlamalar, üçüncü kitap, yeni albüm, uluslararası konserler…

Sohbetimizin bir yanını ise ölüme dair düşüncüler sarmıştı: köyüne defnedilmek istemesi, ölürse diye iPad’ine okuduğu şiirler, gençlerin önünü açmanın öneminden bahsederken “Biz de belki bu dünyadan göçüp gideceğiz,” demesi, köyüne gelir getirmesi için, benzetildiği Jimi Hendrix gibi üçlü gitarıyla bir anıt mezar yapılması…

Derdiyoklar Ali, “Düğünlere Anadolu düğün kültürünü dünyaya tanıttık. Arguvan türkülerini dünyaya tanıttık. Yalnız bir eksiklik vardı firmamız [Türküola] bizi dünyaya tanıttı, Türkiye’ye tanıtmadı,” diye sitem ediyordu. Bizi üzen bu gelişme üzerine, röportajımızın yayınını bekletmeyip hem bir anma yazısı hem de henüz kendisini tanımayanlar için bir karşılaşma yaratması niyetiyle projeyi beklemeden yayınlamaya karar verdik.

Biz kısa süreli tanışıklığımızı candan, coşkulu iletişimiyle hatırlayacağız. Toprağı bol olsun.

Konuşmamız sırasında beğeniyle andığı “vallahi muazzam anlatımlar var” dediği, köyünde kendisiyle gerçekleştirilen Roll dergisi röportajını okumak için biz eski dergilerden edinmiştik. Şimdi Çiğdem Öztürk ile Derya Bengi’nin gerçekleştirdikleri söyleşi dijitalde. Derdiyokları biri Türkiye diğeri Almanya’dan farklı gözlerden tanımak isteyenler Murat Meriç’in anma yazısını okuyabilir ve DJ Booty Carrell ile bi’bak kapsamında düzenlenen İngilizce söyleşiyi şuradan dinleyebilir. Derdiyoklar şarkısı Liebe Gabi’nin bi’bak söyleşisinde bahsedilen Elektro-Dschungel versiyonu da burada dursun.

Disko-Folk

Derdiyoklar Ali, çağının tanığı, önemli olanın gündemdeki gerçekleri dile getirmek olduğuna inanan modern bir halk ozanı.

Halk müziğini bozmadan, otantik okuduk,” diye anlatıyor müziğini.

Ancak bu otantikliği kendi tarzıyla bütünleşti: Ayakta çaldığı elektro bağlaması, daha sonra kendi icadı üç kollu gitarı, “şalvar altı Anadolu işi yünlü çoraplarla, altında da bazen spor ayakkabı bazen çarıkla” ve izleyenleri büyüleyen performanslarıyla sahnelerin tozunu attırmaya başlıyorlar.

Disko-folk ismini verdikleri bu müzik ve icrası çağının öylesine ötesindeydi ki hâlâ, hem de uluslararası anlamda gençleri yakalayabiliyordu:

2018 ya da 19’da Berlin’de gençlerle bir rock konserim vardı. ‘Biz,’ dedi ‘sırf enternasyonal bir gece düzenleyeceğiz. Gelir misiniz?’ Beni götürdüler. Hakikaten de çok güzel bir salon. İnanır mısınız, 50-60 Türk ya var ya yoktu. Öyle muazzam bir organizasyon yapmışlar ki, o dumanın içerisinden gitarla çalıp söylerken öyle bir coşmuşuz ki, inanılır gibi değil. Kafamı bir ara kaldırdım terler böyle akıyor. Karşıma baktım, sol tarafta Japon kızlar ağlıyor, sağ tarafta Alman kızlar ağlıyor. Onlar sanıyor ki ben ağlıyorum. Terleyince ağlar gibi oluyoruz. Bazen ağladığım da oluyor okurken, çalarken.

Almanya’da Anadolu düğün geleneğini yaygınlaştırmakla kalmadı, birçok müzisyene ilham verdi ve müzikten para kazanmalarının önünü açtı. Bestelerini Belkıs Akkale, Sabahat Akkiraz, Güler Duman gibi isimler seslendirildi.

Yabancı düşmanları evine bomba attı, arabası paramparça edildi. Onlarla türküleriyle mücadele etti. İşte Malatya’nın Yazıhan’da Fethiye Köyü’ne bağlı Yukarı Tenci Obası’nda doğan Ali Ekber Aydoğan’ın, aralara şiirler serpiştirdiği kendi dilinden disko folku yaratma hikâyesi…

Ortaokuldan Beri Derdi Çok

Halk ozanlığı geleneğinden gelen Derdiyok Ali, daha ortaokuldayken şiirler yazıyor, besteler yapıyor. Kirvelik, halk geleneğinde neredeyse babalığa yakın önemli bir müessesedir ve “Çeşmi Siyahım”, “Dom Dom Kurşunu” gibi türkülerle tanınan ve asrın en iyi halk ozanlarından sayılan, besteci şair ve yazar Âşık Mahzuni Şerif (1939 – 2002) Ali’nin kirvesi. Kendisine “Derdiçok ismini ismine katmak istediğini,” söylüyor, ancak bu isimde 15. Yüzyılda bir halk ozanı olduğunu öğreniyorlar. Bunun tersi “Derdiyok”, Âşık Mahzuni’nin onayıyla mahlasına dönüşüyor ve onu hiç bırakmıyor.

Ali Ekber Aydoğan, Âşık Mahzuni Şerif ile.

Altı Batı Sazları Üstü Doğu

Derdiyoklar Ali, 45’lik plaklara aşina, daha çocukluğunda, 70’lerin başında, Fahri Kayahan ve diğer büyüklerinden tamburla şarkı söylemeyi öğrenmiş, düğünlerde çalıyorlar. Elinde tamburuyla Beyazıt’taki Plakçılar Çarşısı’nın yolunu tutuyor ve plak yapmak istediğini söylüyor. Tarzını sorduklarında: “Alt yapıda bateri olacak, elektro gitar-elektro bağlama düzeninde; altı Batı sazları üstü Doğu, Doğu Batı sentezi gibi,” diye tarif ediyor, o zaman henüz Anadolu Rock diye bir müzik yok. Derdiyoklar Ali’nin dileği, ozanlık geleneğini çağdaşlaştırarak modern müzikle sesini duyurmak. Onu stüdyoya alıyorlar, gitarda Cengiz Coşkuner var. “Seher Yıldızı, “Mavilim Mavişelim” gibi türküleriyle tanınan, Türk Halk Müziği sanatçısı ve bağlama virtüözü Arif Sağ da “Gurbet Treni” eserinin kaydı için orada bulunup bu performansı dinliyor, beğeniyor. Böylelikle Derdiyoklar Ali ilk 45’liğiyle müzik piyasasına merhaba diyor.

Üç Kollu Gitar, Nam-ı Diğer Derdiyoklar

70’lerde “siyasi hareketler içerisinde” Almanya’ya gitmeye karar veriyor ve üniversitelerde okumaya başlıyor. Gecelerde çalmaya devam ederken köyünden “çok yeteneklidir,” diye bahsettiği arkadaşı İhsan Güvercin de Almanya’ya geliyor. 76-77 yıllarında gazinolarla anlaşma yapıyorlar, İhsan bongo, Ali ayakta bağlama çalıyor.

Müzisyen olarak oturum aldıktan sonra İstanbul’a geliyor ve “Bağlamacı Ragıp Usta”ya üç kollu bir gitar siparişi veriyor. Bu gitarın adını da koyuyor: “Derdiyoklar”.

Sonradan White Stripes grubuna benzetilecek Derdiyoklar İkilisi, o üçlü gitar ve yine diğer gitar tipi sazlarla Almanya’daki gurbetçi düğünlerinin en çok aranan müzisyenlerine dönüşüyorlar.

Müzeyyan Senar: “Oğlum, Türkiye’ye Gelin”

1979 yılında Stuttgart’daki Özay Gönül, Erol Taş, Müzeyyan Senar gibi sanatçıların art arda sahne alacağı Gurbet Kervanı Konseri’nin açılış grubu Derdiyoklar İkilisi. Kalabalık dikkatle onları dinliyor, sonrasını Ali şöyle anlatıyor:

Ben de sakal burada, saçlar böyle, üçlü gitar omuzumda, sahneden atladım kulise doğru gidiyorum. Müzeyyen Senar bana kollarını açtı: ‘Oğlum’ dedi. ‘Siz kimsiniz,’ dedi. Beni bir kucakladı. Yüzümdeki terimi sildi. ‘Oğlum gel, gel,’ dedi. ‘Türkiye’ye gelin,’ dedi. ‘Bu ne biçim bir tarz bu ne biçim müzik…’

Keşke o zaman Müzeyyen Senar’ı dinlemiş olsaydık da dönseymişiz.

Dönmedik ama onun o sözü 79’da bizi kamçılamış oldu. Gittik, dedik, hadi albüme girelim.

“Barış Manço da Bizden Çok Feyz Alıyordu”

Türkiye’ye dönüş yapmasalar da Türkiye’yle kültürel etkileşimleri sürüyor.

“Eserlerimiz hep günlük, güncel konuları dile getirmek üzerine. Derdiyoklar bir şeyden etkileniyor, mesela çoban Mamoş bizim kendi çobanımızdı. Onu çok seviyorduk, yirmi dört ayar bir insandı. Parçanın sözlerinde ‘Yirmi Dört Ayar Çoban Mamoş’ diyoruz, Barış Manço da bizden çok feyz alıyordu, o da ardından ‘Yirmi Dört Ayar Manço’ diye bir plak yaptı. Biz eşek üzerine, ‘Yaşayın Hayvanlar’ diye ‘Eşeğin kızılcığı at için derler’ atasözünden esinlenerek bir eser yapmışız, o da ‘Arkadaşım Eşşek’ şarkısını yaptı.”

“Neşet Ertaş Şiirlerimi Çok Severdi”

Neşet Ertaş şiirlerimi çok severdi. Her şiir okumamda bana derdi ‘ya oğlum Ali âşık oldun mu?’ Ne aşığı diyordum ya. ‘Allah Allah, âşık olmadan sen nasıl yazarsın? Ben Leyla’ya âşık oldum,’ diyordu, o dönemlerde ne eserler üretmiş.

Hatta onun sözünden esinlenerek güzel bir şiir yazmıştım, kendisine de okudum:

Sevda bir yaz mıdır yoksa para mı?
Ben bilmiyom bilen varsa söylesin
Sevgi gerçek midir yoksa para mı?
Ben bilmiyom bilen varsa söylesin
Ben aşka rastladım selam vermedi
Geçip gitti gözü beni görmedi
Mecnun niçin muradına ermedi
Ben bilmiyom bilen varsa söylesin
Derdiyok’um ölüm beni çağırdı
Bazı günler gülüm beni çağırdı
Bir gecede neden saçım ağardı?
Ben bilmiyom bilen varsa söylesin
Arif Sağ: “Bu İki Sakallıya Dikkat”

Daha önce tanıştıkları Arif Sağ, onları “bak burada iki tane sakallıya dikkat et bunları kaçırma,” diye yazdığı bir notla onları 1964’te Köln’de kurulan, 1973’te de Unkapanı’nda faaliyete başlamış, o dönem çıkan Türkçe plakların çoğunun arkasındaki plak şirketi Türküola’ya gönderiyor. Kasetleri çıkınca “Avrupa gündemine pat diye,” giriyorlar. “Müthiş, eserlerimiz milyonlar satıyor,” diye ekliyor Ali. Ancak on kaset anlaşması yapmışlar, yedinci kasetten sonra İhsan Güvercin gruptan ayrılıyor, kaset sayısını tamamlamak için Derdiyoklar Ali, 12 yıl birlikte çalacakları Mehmet Tanış ile devam ediyor.

Ali Ekber Aydoğan ve Mehmet Tanış

Hatta söz verilen adedin üzerine iki albüm daha da yapıyorlar. “Ondan sonra bu eserleri gittik televizyonda okuduk, klibini yaptık. Velhasıl o günden bugüne bilfiil devam ettik.

Benim son yazdığım bir eseri size okuyayım:

50 yıldır saz çalarım,
Tele zararım olmadı.
Susuz çölde su aradım,
Çöle zararım olmadı,
Göle zararım olmadı.
Esti sevdanın rüzgârı,
Çiçeğime kondu arı,
Meskenim gurbet diyarı
Ele zararım olmadı
Dile zararım olmadı
Bağdan ağlayıp sızladım
Bazen köyümü özledim
Bazen dost yolun gözledim
Yola zararım olmadı.
Köye zararım olmadı.
Yoldaşım dert çeker ile
Barış, sevgi eker ile
Hep savaştım diken ile
Güle zararım olmadı.
Bala zararım olmadı.
Derdiyoklar derdim çoktur,
Bu sineme değen oktur.
Halk yolunda gitmek haktır,
Kula zararım olmadı.
Çula zararım olmadı.
Size zararım olmadı.”

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bu Başlıkta Daha Fazla - Söyleşi

1 Yorum

  1. […] yolunu açtı. Derdiyoklar Ali ile vefatından önce gerçekletirdiğimiz röportajı buradan […]

Fikirlerinizi paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir