Greifswald Üniversitesi’nde Müzikolog Prof. Dr. Gesa zur Nieden, içinde yaşadığımız çoğulcu toplumun müzik tarihini yazmaya başlamanın önemini vurguluyor.

Kapak fotoğrafı: Gesa zur Nieden © Wally Pruß

Türkçe çeviri: Sedef İlgiç

İkinci ya da üçüncü kuşak Almanların toplumun çoğunluğunu oluşturduğu göç-sonrası bir toplumda yaşıyoruz. Bu bağlamda, hangi kökenden geldiğin ya da hayatta nasıl bir yol izlediğinden ziyade şimdiki durumunun bir önemi var. Yerel, ulusal ev uluslararası tarih yazımımızda toplumun değişen karakterlerini de yansıtmamız gerekiyor. Bu nedenle müzik tarihini bu çoğulcu toplumumuz üzerinden yazmaya başlamamız çok önemli.

1950 ya da 60’larda ebeveynleri ya da büyük anne-büyük babaları tarafından Türkçe müzikle tanıştırılan genç insanları düşünün. Almanya’da bu müzik ya da müzisyenlerle, hatta sazla çalınan halk müziği tarzındaki müziklerle bile aşina olanlar çok fazla değil. Ve bence müzik ve bu müziğin Almanya’da bulduğu karşılığa dair ortak tarihteki bir boşluğu ortaya çıkardığı için bu çok ilginç bir fenomen. Değişen görüşler ve tüm çok yönlü açıları da kapsayan bir ulusal tarih üzerindeki perspektifler üzerine diyalog yaratmak önemli. Bu yeni eğilim göç deneyimine dayanıyor, değişmiş bir göç deneyimine.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bu Başlıkta Daha Fazla - #60JAHREMUSIK

Fikirlerinizi paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.