“Kelimelerle anlatamadıklarımı sanatımla anlatıyorum,” diyor sanatçı Anke Eilergerhard. Anna Laudel Galeri’deki serginin ilk ziyaretçisiyim. Almanca iletişim kuruyoruz, konuşmada kaçırdıklarım olabileceğinden korkuyorum. Ancak işleri bende birçok duygu ve düşünce uyandırıyor ve duygularımla ilgili yanılıyor olamam diyerek bu yazıyı kaleme alma gücü buluyorum.

Berlin’de yaşayan Eilergerhard’ın kendisi de, nabız gibi atan, titreşen, her an yıkılıverecek gibi duran öte yandan ince bir dengedeki heykelleri gibi ilk defa İstanbul’da. Galeride ziyaretçileri karşılayan heykellerin bir yüzü ve farklı karakterleri olduğuna dikkatimi çekiyor, isimleri de insan isimleri.

Soldan sağa Annalotta, Annabeth, Annastasia. Anke Eilergerhard, Resilience Sergisinden, Anna Laudel, Istanbul, 2020, Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Virüsle Başa Çıkma Dirayeti

Özel silikon bir malzeme ve porselenden yapılmışlar. Parlaklıkları dokunma arzusu uyandırıyor, öyle ki galeri dokunulabilecek örnekler hazırlamış. Yumuşak görünümüne rağmen sert ve elastik bir malzeme, bastırıp bıraktığınızda hemen eski şekline dönüyor. Serginin isminin “Resilience” (Direnç) olma nedenlerinden biri bu, malzemenin şeklini baskılara rağmen koruması. “Bir sanatçı da hep yeniden ayağa kalkmalı,” diyor Eilergerhard. “Heavenly” (Cennetvari) isimli çalışması, bir hacıyatmaz gibi devrilmeyen parlak alt yüzeyi de bu fikrin temsili. “Sanatçı amansızca eleştirileri bile kabul etmeli ve üretmeye devam etmeli.” Devam etme ısrarının tüm toplum için geçerli olduğunu ekliyor. “Şimdi bu virüsle başa çıkmamız gerek ve bunu en iyi şekilde yapmalıyız.”

Anke Eilergerhard, Heavenly (Kırmızı), Yüksek Pigmentli Polyorganosiloxan, Paslanmaz Çelik, Ø 35, 2020, Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Futbol Topunu İşlevsiz Bırakıp Güzelleştirdim

“Çalışmalarımdan ‘Polen’in içinde bir futbol topu var. Futbolu pek sevmem ve tüm toplumu sardığını gördüğümde, Almanya’daki her köşe başında maç izlendiğinde, bir top aldım ve onu işlevsiz bıraktım. Onu, bana göre daha güzel kıldım.”

Die Polle White (Beyaz Polen)

Siyahi toplulukların “zenci” gibi ayrımcı ve aşağılayıcı bir kelimeyi kendi aralarında kullanarak kelimenin anlamını içeriden dönüştürmelerini düşünüyorum.

Belki de bu dönüştürme becerisi dimdik ayakta kalmak için Eilergerhard’ın kendine has yollarından biri. Galeriye girmek sanatçının bu dönüştürerek yeniden yarattığı dünyaya adım atmak gibi.

Eilergerhard’ı bir prizma gibi gibi düşünüyorum: Dünyadan gelenleri kendi duygularıyla yoğurarak prizmanın ışığı kırdığı gibi kırıyor. Dışarı önce form, sonra renk, en son çalışmalarının isimleri ortaya çıkarıyor.

Eşi sohbetimize karışıp bir heykel için bir renk seçmesinin iki hafta sürebildiğini, bu süreçte birçok gelgit yaşadığını aktarıyor. Bu renkler sanatçının duygularını yansıtıyor. Duygulardan pozitif ve negatif olanlar diye bahsediyor, pastel renkler daha mutlu.

Renklerdeki dikotomi form ve fikirlerde de izlenebiliyor. Barok heykellerin detaycılığı ve süslemeleri silikon malzeme ile bir araya geliyor. Gelenekseli rengârenk yeniden yorumluyor ve zamandan arındırıyor. Otuz yıllık sanat kariyerinde katlı pasta hem merkezi önemde bir figür olmuş. Bu pasta motifi bana düğün pastasını, pasta kreması ve danteli andıran ince işçiliğiyle fincanlarsa çeyizi ve daha kadınlara atfedilen rolleri hatırlatıyor. Öte yandan örneğin “Crown” (Taç) isimli işi ileri atılması ve dik duruşuyla bana erilliği çağrıştırıyor.

Anke Eilergerhard, Crown, Resilience Sergisi, Anna Laudel, Yüksek pigmentli Polyorganosiloxan, paslanmaz çelik, 2016, 35 h x 34 cm.

Ona toplumsal cinsiyet rollerinin sanatına nasıl yansıdığını soruyorum.

Benim için dişil ya da eril aslında birbirinden ayrılamaz.” Yin ve yang gibi, birbirini tamamlar, ekliyor: “Kozmik yasalara bakarsanız her şeyin dengede olduğunu görürsünüz. Form, tam da bu denge noktasında yeniden hareketlenir.”

Sergi 27 Aralık’a kadar devam ediyor. Ve hâlâ eserle karşılaşma deneyiminin otantikliği dijitalden bambaşka.

Anke Eilergerhard, Lovelyn. Kalp atışına benzer sesli yerleştirme göz yanılmasıyla kalp gibi kasılıp gevşiyor. Aşka benzer ismi detaylı yüzeyi ve ateş kırmızısı rengiyle Lovelyn’in cazibesine kapılmamak zor. Yüksek Pigmentli Polyorganosiloxan, Paslanmaz Çelik, Kaide ile 230 x 90 x 77 cm, 2016, Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bu Başlıkta Daha Fazla - Söyleşi

Fikirlerinizi paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir